1. Haberler
  2. Blog
  3. “Sürekli yorgunum” diyenler buraya! Bu halsizliğin sebebi ne?

“Sürekli yorgunum” diyenler buraya! Bu halsizliğin sebebi ne?

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Zaman zaman insanın kendini çok yorgun hissettiği dönemler oluyor. Günümüzde çoğu kişi “sürekli yorgunum” cümlesini sık sık kuruyor. Peki bu yorgunluk neden hiç geçmiyor? Yorgunluğun nedeni ne?

Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tıbbi bir neden saptanmayan bu tabloda ‘yorgunluk haritası’ adı verilen bütüncül bir değerlendirme yaklaşımının iyileşmenin yolunu gösterdiğini belirtiyor.

“KİŞİ KENDİNİ BEYİN SİSİ İÇİNDE HİSSEDİYOR”

Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, uykusuzluğun, depresyon ve anksiyete gelişiminde en güçlü risk faktörü olduğunu belirterek “İlişki iki yönlü; bozuk bir uyku, depresyon riskini artırır, depresyon ise zaten uykuya dalma güçlüğü, erken uyanma veya sık uyanma döngüleriyle uykuyu bozar. Telefon ışığına bakarak uyuduğumuz, gece uyanıp bildirim kontrol ettiğimiz bir dünyada dinlendirici uyku artık bir lüks gibi. Gün boyu süren fiziksel ve zihinsel yorgunluğun ardında çoğu zaman kaliteli uykunun olmaması yatar. Uyku, beynin pekiştirme, duygusal düzenleme ve toksinlerden arınma (Glimfatik Sistem) süreçleri için kritik öneme sahiptir. Kalitesiz veya yetersiz uyku, beynin bilişsel işlevlerini (dikkat, hafıza, karar verme) bozar, bu da kişinin kendini “beyin sisi” içinde hissetmesine ve daha çabuk zihinsel olarak yorulmasına neden olur” açıklamasında bulundu.

“DUYGUSAL DENGESİZLİĞE NEDEN OLUYOR”

Uykusuzluğun duygusal dengesizliğe de neden olduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Yaşar, “Bu durum, kişinin duygusal olarak daha hassas, sinirli ve stresle başa çıkmada yetersiz kalmasına yol açar. Bu duygusal dengesizlik, zihinsel enerjinin hızla tükenmesine neden olur. Ayrıca bağışıklık sistemini etkileyerek inflamasyonu artırır; bu da halsizlik ve bitkinliğe yol açar” açıklamasını yaptı. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, “Araştırmalar, kronik uykusuzluğun depresyon gelişimi için güçlü bir risk faktörü olduğunu göstermektedir. Tedavi edilmeyen uyku bozuklukları, psikiyatrik semptomların tedavisini de zorlaştırır. Bu nedenle mutlaka psikiyatrik değerlendirme gerektirir” dedi.

“DEPRESYON VE TÜKENMİŞLİK ARASINDAKİ AYRIM ZOR”

Dr. Öğretim Üyesi Yaşar, depresyon ve tükenmişlik arasındaki ayrımın her geçen gün daha zor hâle geldiğini belirterek iki durumun sıklıkla birlikte görülebildiğine dikkat çekti. Tükenmişliğin çoğunlukla iş yaşamıyla sınırlı olduğunu ve işten uzaklaşıldığında belirtilerin hafifleyebildiğini aktaran Dr. Öğretim Üyesi Yaşar, yorgunluk, isteksizlik ve duygusal çökkünlüğün yalnızca işle sınırlı kalmayıp hayatın tüm alanlarına yayıldığı, en az iki hafta süren dikkat dağınıklığı, işlev kaybı ve çökkünlük hâlinin ise depresyon açısından değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

“FARKINDALIK VE NEFES EGZERSİZLERİ YAPILMALI”

Depresyon, anksiyete, panik atak, öfke kontrol sorunları veya obsesif belirtilerin eşlik ettiği durumlarda ise uygun tıbbi tedavilerin planlandığını aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, farkındalık ve nefes egzersizlerinin zihni sürekli tetikte tutan kaygı döngüsünü azalttığını, değer temelli yaşam, sosyal temas ve öz-şefkat pratiğinin tükenmişlikten korunmada önemli rol oynadığını dile getirdi.

“Sürekli yorgunum” diyenler buraya! Bu halsizliğin sebebi ne?
Yorum Yap
Bizi Takip Edin